©2019 by PRactice Communication Management. Created with gratitude to our Ali Ağabey.

  • MAVİ YOLCULUK REHBERİ

Mavi Yolculuk: Küçük Koylar - Keyifli Rotalar

En son güncellendiği tarih: 30 Nis 2019

Ali BORATAV, Mavi Yolculuk Rehberi Ön sözü, 2019


“Mavi gezi bir ağaçtır, dalları deniz

Mavi gezi bir bahçedir, gülleri deniz

Mavi gezi bir bebektir, beşiği deniz, dişleri deniz, gözleri deniz

Mavi gezi bir rüyadır, görülmemiş

Mavi gezi bir kitaptır, yazılmamış

Mavi gezi bir masaldır, söylenmemiş.”

Bu ünlü şiir, Türkiye kıyılarında mavi yolculuğun öncülerinden sanatçı Bedri Rahmi Eyüboğlu’na ait. Dün, bugün ve yarın mavi gezginlerinin hislerini yansıtacaktır. Çünkü mavi gezgin, bir bilinmeyene, denize açılmaktadır. Ve deniz insana her zaman sürprizler yaşatır.

Ağırlık verdiği konular her ne olursa olsun kılavuz ya da rehber kitaplarının amacı da denizin önümüze koyacağı sürprizlerin sayısını azaltmaktır.

1- Sürprizler, on yıllardır Türkiye kıyılarında gezinen deneyimli denizcilerden çok, denize yeni açılmış ya da açılmayı düşünen insanlar için önemlidir. Ben de bu kitabı daha çok bu ikinci grup için, yani deneyimsiz ya da az deneyimli

amatör denizciler için kaleme aldım. Tecrübeli denizcilere de az bilinen duraklardan bazı öneriler sundum.

Amatör denizcilerin, kendilerine güvenerek denize açılabilmeleri için gezi bölgelerini, rotalarını, mola noktalarını anlatırken, bu bölgede kendi yaşadığımız deneyimleri ekledim.


2 - Türkiye’nin denizi temiz, sezonu uzun, doğa ile baş başa kalabileceğiniz beş klasik mavi yolculuk bölgesi var. Gökova, Hisarönü, Marmaris, Fethiye Körfezleri ve Fethiye-Kekova yolu. Kiralık guletlerle çıkılan mavi yolculuk turlarının %90’ı 400 millik kıyı şeridindeki bu beş bölgede düzenlenir. İstanbul’dan Didim’e, Finike’den Antalya’ya sayısız marinada kışlayan binlerce özel teknenin neredeyse tümünün hedefi de yaz aylarında Muğla kıyıları ve Ege Adaları’dır. Muğla kıyıları dışında amatör denizcilere tekne kiralayan sadece birkaç merkez bulunur.


Geçtiğimiz 15 yılda sayıları 10 binlerden 200 bine çıkan Amatör Denizci Belgesi sahibinin çoğu olasılıkla tekne kiralayarak yine bu kıyılardan denize açılacak. Bu sebeplerle, kitapta Muğla kıyılarına ve ek olarak Kekova ve 12 Adalar’a odaklanmayı tercih ettim.

Bu sınırlı bölge tanımı iki net avantaj sağladı:


Klasik gezi rotalarıyla sınırlanmış bölgelerde bugüne kadar yayımlanmış kılavuz ve rehberlere göre daha ayrıntılı bir saha taraması, korunma katsayısı düşük, ama daha güzel ve ıssız olabilecek deniz duraklarını okurla paylaşabilmek.


Klasik mavi gezi bölgelerimizin doğası, tarihi, arkeolojisi, insanları, kültürel özellikleri, lezzet durakları konusunda daha ayrıntılı bilgi sunabilmek.


3- Amatör denizciliğimiz özellikle 90’lardan sonra çok hızlı bir gelişim gösterdi. Dünya gezginlerimizin bir rol model haline gelmesiyle, Türk amatör denizcileri önceleri tekne kiralayarak, sonra yavaş yavaş tekne sahibi olmaya cesaret ederek açık denizlere yelken açtı.

Türkiye kıyıları (özellikle de Ege) hızla keşfedildi. Ardından yakın Ege Adaları’na yaz göçleri başladı. Derken, Akdeniz, Ege, Karadeniz rallileri...


12 Adalar’ı belki Lozan’da bir şekilde yitirmişiz, ama Türk amatör denizcileri, son 20 yılda adaları klasik rotaları arasına katarak, özellikle 12 Adalar ile kopan ekonomik, kültürel ve tarihi ilişkilerin canlanmasına katkıda bulunuyorlar.Taşoz’dan, Midilli’ye, Sakız’dan Meis’e Anadolu kıyısına yakın Ege Adaları yaz aylarında Türk bayraklı teknelerle bir gelincik tarlası haline büründüler.


Bu gerçeği temel alarak, kitaba Türkiye mavi yolculuk kıyılarımızın izdüşümü sayılabilecek Ege Denizi 12 Adalar rotasını eklemeye kendimi zorunlu hissettim.


4- Mavi yolcuğun dün ve bugünü arasında kayda değer farklar oluştuğunun tanığıyım.


Deniz daraldı: Mavi kıyılarımızda ciddi bir kentleşme baskısı var. Azgın yapılaşma ve artan deniz kirliliği ile pek çok koyu kaybettik.


Deniz sıkıştı: Tekne sayısında muazzam bir artış var...

İlk mavi yolculuk rehberlerinden birini hazırlayan Ahmet Muhittin Öney 80’lerin başında yazdığı “Yatlar için Ege ve Akdeniz Kılavuzu”nda, Gökova ve Göcek’teki yoğunluğa(!) şu sözlerle işaret ediyor: Gökova ve Göcek özellikle yabancı yatçılar tarafından çok rağbet gören körfezlerdir. Gökova’nın cazip duraklarına demirlemek için girdiğinizde aynı koyda 1-2 yata rastlamanız olağandır (s. 101-2)… Demirlemek için 8 koy hakkında bilgi verdiği Göcek için sözleri de şöyle; “Yabancı birçok yatın rağbet ettiği müstesna bir yatçılık alanıdır. Ancak epeyce kalabalık olup eski sükûnetini kaybetmiştir” (s. 153-4).

Ahmet Muhittin Öney bugünleri görse acaba ne derdi?


70’lerde birkaç mavi yolculuk teknesi vardı.


80’lerde birkaç yüz... Türkiye’de bugün kayıtlı 80 bin civarında tekne var ve bunların önemli bir kısmı mavi gezilere uygun gulet, motoryat ve yelkenli tekne. Deniz Ticaret Odası (DTO) 2015 verilerine göre Muğla’daki marinaların kapasitesi 28.361...


Yani mavi yolculuk teknelerinin aşağı yukarı yarısı Muğla’da barınıyor!


Yaz aylarında Gökova’dan Fethiye’ye Muğla kıyılarındaki anlık tekne sayısı (ticari yat-özel tekne) 4500-6000 arasındadır (2010’da bayramlarda sadece Fethiye-Göcek’te 4000 tekneye kadar yükseldiği oldu). Buna Kekova rotasını da eklerseniz 7000 civarı tekne diyebiliriz.

Ya mavi yolculuk kıyılarımızın kapasitesi?


Yani arz boyutu...


Bodrum Deniz Ticaret Odası’nın 2005’te yaptırdığı ciddi bir araştırmaya göre Kuzey Ege’den Antalya’ya yatçılığa uygun 239 koy saptanmış. Ancak bu 239 koyun 43’ü yoğun yapılaşma balık çiftliği gibi nedenlerle kaybedilmiş, 98’i tam anlamıyla kullanılabilir durumda. Geri kalanlar da risk altında1.


2016 yılında Yacht Türkiye dergisinde bir envanter çalışması da ben yaptım: Çanakkale’den Antalya’ya, 63 küçük koyda, kıyısında sizi konuk edebilecek bir tesis de olan 79 iskele saydım.


Yani kıyılarımızda çok vahim bir arz-talep dengesizliği söz konusu...

Özellikle yoğun sezonlarda, artık bir sıkışıklık ve denizde kendimize özel yer bulma sorunumuz olduğu açık. Bu yoğunluk klasik rotaların merkezi Muğla kıyılarında kat kat artıyor.


Kılavuz eserler haklı olarak kısıtlı sayıdaki güvenli limanı gösterir. Oysa bugün bu limanların pek çoğunda kirlilik alarmı var. Bu güvenli limanların pek çoğunda komşu teknenin aile sırlarını öğrenecek kadar iç içe demirliyoruz!


Peki, hiç olmazsa gündüz saatlerinde belki biraz sallanmak pahasına deniz ve doğa ile baş başa kalabileceğimiz yerler nereler?


Bu sorulara yanıt olarak mavi yolculuk kıyılarımızdaki iyi bilinen, korunaklı limanların ötesinde bir alt güvenlik sınırında çok sayıda mola noktasını kayda geçirdim. Temiz deniz, ıssızlık, doğa ile baş başa kalmak isteyenler için biraz dalga alan, ama en azından gündüz barınılabilecek koylara, yüzme molası verilebilecek kıyı-köşelere, ada kıyılarındaki girintilere kitapta yer verdim.


5- Cengiz Bektaş’ın Bedri Rahmi Nakışlı Bir Deneme 2 isimli mavi yolculuk kitabına yazdığı önsözde Azra Erhat diyor ki; “Mavi gezi hem doğaya, hem de insana karışmaktır.”

Yani, yerel toplumu tanımak, gelenekleri, kültürü, tarihi hakkında bilgi sahibi olmak...

Elden geldiğince mavi yolculuk limanlarımızın yakın ve uzak tarihlerinden kesitler sunmaya; bazılarının tarihi mirasımız açısından taşıdıkları önem hakkında bilgi aktarmaya çalıştım. Çünkü deniz yaşamımızın geleceğini, denizcilerin deniz kültürüne sahip çıkması kadar, karaya ayak bastığımız zaman karşılaştığımız insanlarda belirleyecek. Mavi gezilerimiz karadaki dostlarımızla tamamlanıyor, güzelleşiyor. Üstelik bu insanlar eşsiz mavi yolculuk kıyılarımızın gerçek koruyucuları.


O insanları, yaşadıkları toprağı ve tarihlerini aktarmaya çalıştım. Issız koylarda kurdukları tesislerin çalışma koşullarını anlattım. Mavi gezilerimizde, yarattıkları özel lezzetler ya da keyifli tesisler ile yat turizmine katkılarının yanı sıra, amatör denizciliğimizin gelişimine, deniz yaşamının sevilmesine hizmet etmiş insanlar tanıdık. Bu insanlar arasında çeşitli nedenlerle bugün kıyılarımızdan ayrılmış bazı başarılı örnekleri de, belki yeni girişimlere örnek olurlar

diye kayda geçirdim.


Karacaören’den Kemancı Muzaffer, Turunç Pınarı’ndan Balıkçı Osman, Göbün’den Dalgıç Tahir, Kumlubük’ten Hollandalı Ahmet, Bozburun’dan Orfoz’un kurucuları Selçuk ve Güneş Bozçağa, Dirsek Bükü’nden Mustafa Amca, Knidos’tan bu antik limanı tüm dünya denizcilerine uğrak yeri haline getirmiş bir Bünyamin Bey... Deniz yaşamında/mavi gezi kültüründe iz bırakmış bu insanlardan söz etmeden olmazdı.


6- Azra Erhat “Mavi yolculuk doğaya karışmaktır” diyor ya...Örneğin, İspanya ve Fransa’nın marinalarında yaklaşık 1 milyon tekne var. Ama bizim 5 klasik mavi gezi rotamızdan sadece biri kadar bile doğal hazine yok. Batı Akdeniz kıyılarında insanlar hafta sonları teknelerine biniyor marinadan 200-300 metre açılıp demir atıyor, denize giriyor. Ya da sadece yelken sporu için denize açılıyorlar. Ya bizim mavi-yeşil kıyılarımızdaki doğa hazinemizi

de kaybedersek?


Bu nedenle her mavi gezi bölgemizde, söz geldikçe kısaca çevre sorunlarına, doğal SİT koruma alanlarındaki değişikliklerle ilgili tartışmalara, küçük koylardaki, mavi-yeşil kıyılarımızdaki çevre koruma çabalarına değindim.


7- Ve son olarak... Bu kitap denizciler için ‘bir yaşam rehberi olma’ amacını da taşıyor. Bu çerçevede gezi bölgelerinde en korunaklı limanların, en güzel deniz molası noktalarının, tarih ya da doğa gezisi açısından öne çıkan koyların, lezzet duraklarının listelerini sundum.

Bunlar tabii ki, kişisel gözlem ve deneyimlerimi yansıtıyor. Yakın dönemde, mavi yolculuk kıyılarımızdaki tesislerde fiyat-kalite denkleminde bir sorun yaşandığı eleştirisi arttı. Bizim de bu doğrultuda gözlemlerimiz oldu. Önümüzdeki dönemde, bu tesislerde yeni bir arz-talep dengesinin oluşacağına inanıyorum. Neticede, hayat pahalılığı tekne mutfaklarının daha çok kullanılmasına yol açacak, kıyı tesisleri yöneticileri de fiyat politikalarını gözden geçirecekler gibi görünüyor. Bu esnada, küçük koylarımızda grisu kirliliğine neden olmamak da amatör denizcilerin sorumluluğu olmalı.


Ayrıca yakıt, su, elektrik ikmal noktaları; market, eczane, yerel pazar bulunabilecek koylar; sıvı atık verme ve mavi kart işletme noktaları; yurtdışına çıkış, transit log işlemi yapan acentelerin listesi ve telefon numaraları gibi pratik bilgiler ekledim. Bugünkü değişim hızıyla, 5-6 yıl sonra bu adres ve iletişim bilgilerinin yenilenmesinde kuşkusuz fayda var.


BİLGİ HAZİNEMİZ

Bu kitap, amatör denizcilere mavi gezi kıyılarımız hakkında bilgi sunan ilk kitap tabii ki değil. Kütüphanelerimizde hafife alınmayacak bir bilgi birikimi var. Kitabı yazarken faydalandığım eserleri şöyle sıralayabilirim:

İlk yazılı kaynağımız 1521’de taslağı ortaya çıkan Piri Reis’in eşsiz denizcilik mirası KitabıBahriye...

İkincisi, Prof. Dr. Mustafa Pultar’ın “Cumhuriyet’in Piri Reis’i” olarak andığı donanma subayı Ahmet Rasim’in (daha sonra Barkınay soyadını aldı) Marmaris’e kadar Ege kıyılarını anlattığı Adalar Deniz Kılavuzu (1926)... Ahmet Rasim’in Akdeniz Kılavuzu (1945) ise ancak kütüphanelerde/sahaflarda bulunmaktadır.


Bu eserlerin çok değerli coğrafi ve tarihi bilgi aktarımları ötesinde, denizlere yeni açılacak amatör denizciler için bugünkü anlamda bir kılavuz olabileceğini söylemek güç... (Türkiye kıyıları kılavuz yayınları hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Mustafa Pultar, Denizin Dili, Denizin Yazısı, ADF Yayınları, s. 147-172).


1960’larda Halikarnas Balıkçısı’nın Gökova’da çaktığı kıvılcım 80’lerde çağdaş yatçılık kılavuzlarına dönüşüyor. Mavi yolculuklar, deniz turizmi ve amatör denizciliğin gelişimi ile, ilki 80’lerde, ikincisi 2000’li yıllarda olmak üzere iki yoğun yayın dönemi yaşıyoruz...


1960’lardan başlayarak yayımlanan eserleri şöyle sıralayabiliriz:

  • 1962: Doç. Dr. Azra Erhat, tekrar tekrar okunacak Mavi Yolculuk.

  • 1977: Orhan Duru, Anamur’dan Bodrum’a,Coğrafyadan Tarihe, Piri Reis’in İzinde Mavi Gezi. (Bu iki eser, bir amatör denizci kılavuzu ya da rehberi olmaktan çok mavi yolculuk kültürü ve kıyılarımızdaki Anadolu uygarlıklarının tanıtımı niteliğindedir.)

  • 1985: Nükhet Anadol, Mavi Yol (Mavi yolculuk kıyıları ilk Türkçe kılavuzudur).

  • 1986: Semih - Neylan Dinler: Bozcaada İskenderun Arası Ege ve Akdeniz Koyları.

  • 1986: TAYK’ın kurucularından Ahmet Muhittin Öney: Yatlar İçin Ege ve Akdeniz Kılavuzu

  • (Öney, Anadolu kıyısındaki Ege adalarını da kitabına dahil etmiştir).

  • 1987: Nükhet Anadol Tatari, Cennetin Rotası. (İlk kitabının Güllük-Antalya arasında sınırlandırılmış versiyonu, ama koyların ilk kez yayımlanan ayrıntılı gökyüzü fotoğrafları bu kitaba ibret verici bir belgesel değeri kazandırıyor.)

  • 1990: Hüseyin Rıdvan Kaptan: Yatçıya Uzanan El Rehberi (İngilizce-Türkçe yayımlanmıştır. Koy ve barınak haritaları hayli gerçekçidir).

Bu sıralarda yayımlanan birkaç önemli uluslar arası kılavuz kitap da var.

  • 1963: H.M. Denham (İngilizce) Ege: Bir Deniz Rehberi, Kıyıları ve Adaları.

  • 1964: H.M. Denham (İngilizce) Doğu Akdeniz.

  • 1978: Andrea Horn - Wyn Hoop (Almanca) Türk Denizi ve Doğu Yunan Adaları Rehberi.

  • 1984: Rod Heikell (İngilizce) Türkiye ve Kıbrıs Deniz Kılavuzu (2008’de Denizler Kitabevi tarafından Türkçesi de yayımlandı).

Özellikle İngiliz donanma subayı H.M. Denham’ın eserleri ilk Türkçe kılavuz yayınlar için bir esin kaynağıdır. Ayrıca, bu kitaplar ve İngiliz Donanma Haritaları temel alınarak United Kingdom Hydrographic Office tarafından hazırlanan Ege-Akdeniz yatçılık kılavuzlarının o yıllarda kıyılarımızı keşfeden Türk amatör denizcileri için en önemli başvuru kaynakları olduğu da söylenebilir (Admiralty Sailing Directions,Mediterranean Pilot Vol. 4-5).


Öte yandan şu da bir gerçek ki, bu uluslar arası yayınların (bunların arasında Yeni Zellandalı denizci ve fahri Ege vatandaşı Rod Heikell bir istisna sayılmalıdır) yerel kültüre yeterince nüfuz edebildiğini söylemek güçtür. Bu uluslar arası yayınlar doğal olarak yabancı yatçılara yöneliktir. Olabildiğince titiz bir şekilde seyir ve emniyete odaklanmışlardır.


Mavi yolculuk guletleri ve amatör denizcilerin kullandığı küçük beyaz tekneler özellikle 90’lı yılların ikinci yarısında kıyılarımızda geometrik artış eğilimine girdi ve 2000’li yıllara adım attığımız günlerde, mavi yolculuk kıyılarımıza ilişkin sırasıyla şu eserler yayınlandı:

  • 2000 Eylül: Sadun Boro, Vira Demir (uluslar arası standartlara uygun ilk kılavuz olmanın ötesinde edebi bir değer de taşır).

  • 2000 Ekim: İlhan Akşit ile mavi rotalar tarihle buluşur, Mavi Cennet.

  • 2000 Kasım: Mehmet Hengirmen, Mavi Yolculuk.

  • 2000 Aralık: Sadun Boro, Şadan Gökovalı ve Gökçen Adar imzalı zengin bir kültür envanteri Mavi Turkuaz: Ege’den Akdeniz’e Kıyıların Efsanesi.

  • 2001: Gürol Sözen, “sığınacağı limanları doğa, kültür ve sanatta arayanlara” adanmış Ege’den Akdeniz’e Mavi Uygarlık’ isimli eserler peş peşe yayımlanıyor.

  • 2000’li yıllardaki bu patlamanın ardından son olarak iki kılavuz yayınımız daha var:

  • 2008: Kemal Baral, Yatçılara Gezi Rehberi. (Keyifli anılar, gözlemler içermekle birlikte, kullanılan bazı harita ve fotoğrafların intihali gerekçesiyle bu kitap mahkemelik olmuştur.)

  • 2011: Kaptan Hasan Hayri Şahinler’in, limanlar, barınaklar, marinalara ilişkin son bilgileri içeren Kıyı Seyri: Hopa’dan Samandağ’a Türkiye ve KKTC Sahilleri isimli kitabı.

Bu eserlerin, özellikle de Rod Heikell ve Sadun Boro’nun titiz rehberliklerinin amatör denizciliğimizin gelişimine önemli bir ivme kazandırdığı kesin.


Bugün dijital rehberler giderek daha çok kullanılan bir bilgi kaynağı haline geldiler. Bu açıdan dünyada en kapsamlı proje, 2007 yılında kurulan ve 20 bine yakın Cruisers Forum üyesinin (2018 itibariyle forumun tüm üye sayısı 165.822’dir) katkıda bulunduğu www.cruiserwiki.org ’tur. Ege Adaları için oldukça iyi bir kaynak olan Cruiserwiki, Türkiye kıyılarında ancak uluslararası denizcilerin temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir veri tabanı oluşturabildi.

Yeterli olduğunu söylemek mümkün değil. Site mimarisi ve güncellemeler zayıf.


Dijital evrendeki bu eksiğimizi gidermek açısından yerel projeler önem taşıyor. Bu açıdan çok başarılı 3 örneği anmak istiyorum:


  • 2008: www.gezginkorsan.org 10.000’e yakın üyesi ve 500 bine yakın iletiyle Türkiye’nin en eski ve en büyük dijital topluluklarından biri. Amatör denizcilerin cep telefonu ve tabletlerinde çevrimdışı kullanabilecekleri gelişkin bir telefon veri tabanı da var (GeKo Rehber).

  • 2013: www.coastguidetr.com Levent Çelmen tarafından kuruldu. İyi bir teknolojik altyapısı ve İngilizce versiyonu var. Türkiye kıyılarına ilişkin denizcilerin ulaşabileceği en kapsamlı dijital rehberlerden biri. Özellikle son dönemde

  • eklenen gökyüzü çekimleriyle dünyada eşine az rastlanacak bir görsel denizcilik rehberine dönüşme yolunda.

  • 2016: www.wikiderya.org Türk amatör denizcileri tarafından “wiki” ilkeleriyle kurulan “İmece Deniz Ansiklopedisi”. Seyir Rehberi bölümünde, kullanışlı bir harita [Navionics uygulaması] ve aktüel hava durumuyla [Windy] birlikte kıyılarımızdaki tüm koylara ilişkin seyir ve demirleme bilgileri titiz bir şekilde anlatılıyor. Tüm amatör denizciler katkıda bulunabiliyor.

BU KİTAP

Bu kitabı hazırlarken andığım kıyı kılavuzlarının-rehberlerinin, deneyim ve bilgi hazinelerinin tümünden faydalanmaya; aktarılan bilgileri, kendi notlarımla karşılaştırmaya, sağlamasını yapmaya çalıştım.


Deniz yolculuklarımızda, Sadun Boro’nun 2012 yılına kadar güncellediği Vira Demir’i her zaman başucu kitabımız oldu. Ege Adaları’nın bilmediğimiz sularında da, son revizyonundan bu yana geçen 10 yılda adalarda hayli değişiklikler yaşanmış olmasına rağmen Rod-Lucinda Heikell’in Greek Waters Pilot’ı en önemli başvuru kaynağımızdı.


Amatör denizcilerin seyir ve güvenlik gereksinimlerine öncelik verilerek düzenlenen bu iki eserde görülebileceği gibi, kılavuz yayınlarda konum enlem-boylam koordinatları; şamandıralar, bayraklar, deniz fenerleri, sığlıklar, kayalıklar gibi bilgiler; telsiz kanalı, telefon gibi haberleşme bilgileri; bölgenin genel meteorolojik ve hidrografik özellikleri hassasiyetle işlenir.


Elinizde tuttuğunuz bu kitapta, zaten kütüphanemize kazandırılmış ve her amatör denizcinin seyirde elinin altında bulundurması gereken bu bilgileri yinelemektense, yaşam kültürüne, bölge tarihine, amatör denizcilerin bazen can dostu, bazen öğretmeni olmuş kıyı insanlarına, deniz ve çevre sorunlarına ağırlık vermeyi tercih ettim.


Bunun ötesinde... Artık denizcilikte farklı bir çağa girdiğimizi gözlemliyoruz. Geçtiğimiz yıllardaki teknolojik gelişmelere paralel olarak seyir araçları ve coğrafya-topoğrafya bilgileri cep telefonlarımıza bile girmiş durumda. Dijital seyir ve harita uygulamaları, kâğıt seyir haritası, pergel-cetvel çağını bitirdi. Alıştıktan sonra, Google Earth, bilmediğiniz bir koyda sığlık, eriştelik, sualtı kayalıkları, hatta koltuk halatı alınabilecek kayalara kadar her detayı kendi gözünüzle inceleme fırsatı sunuyor.


Kılavuz kitaplarda genellikle yer alan “hâkim rüzgâr yönü” gibi işaretlemelerin pratik bir değeri olmadığını yıllar içinde gözlemledim. Fırtına koya vurduğunda rüzgâr 5 dakika içinde 4 farklı yönden tekneye bindirebiliyor. İskeleler ve su/elektrik edinme imkânları yıllar içinde ciddi değişiklikler geçirebiliyor. Karayolu ulaşımı bulunan küçük koylarda yüzme alanı sınırlama şamandıraları demirleme noktalarını değiştirebiliyor.


Bu arada, bu kitapta tabii ki, rotalarda ya da küçük koylarımızda yol üstünde kalan tehlikeli kayalıkları, sığlıkları, bölgeye ilişkin temel deniz bilgilerini aktardım. Ama bu bilgiler “asgari paylaşım ve uyarılar” olarak görülmelidir.


Zaten denizde kılavuzluk zor... Yıllar önce Azra Erhat güzel yazmış: “Denizciler korkak adamlardır. Hele Giritlilerin ‘Opios fovate then fovate” diye bir sözü var, korkan korkmaz, yani tedbirini alan korkmaz anlamına gelir.”


Elinizde tuttuğunuz bu bilgi birikimi ve deneyim paylaşımının tüm denizcilere, gezginlere faydalı olmasını diliyorum.


Büyük bir coğrafya ve ayrıntılara girdikçe tüm bilgi kaynaklarında çelişkili veriler olabiliyor. Hataların tümü bana ait olmak üzere, yararlandığım eser, anı kayıtları ve söyleşilerde emeği olan tüm denizcilere, deniz dostlarına bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum.


KÜÇÜK KOYLAR VE MOLA NOKTALARIMIZ İÇİN TEMEL REFERANSLAR

8 Ekim 1975 Gece

“Uzun bir yoldu bugünkü reis...

Yedi buranlar, yedi inler...

Güngör geçtiğimiz burunlara, koylara, adalara isim buluyor...

Ali Kaptan’a Ali Fuat’a soruyor önce, buraları avuçlarının içleri gibi bilen...

‘Adı yok buranın’ dediler mi, hemen bir ad yakıştırıyor...

Gerçekten sevmenin ilk adımı bu ad bulma, ad takma...

Adını bilmediği çiçeği sever belki kişi ilk görüşte, sonra adını sorar soruşturur.

Yoksa adı, ondan söz etmek geliyorsa içinden durmadan, bir ad bulacaktır ona.

Ad koymadığı bir şeyi sevmiş olabileceğini sanmıyorum bir kişinin.

Sözcükler yaşamımızdır bizim.

...

‘Adı ne buranın?’

Güngör sürdürecek bu işi, anladığım...

Bakarsın bir sevgi haritası yayınlar bir gün buralardan.”

Cengiz Bektaş

Bedri Rahmi Nakışlı Bir Deneme, s. 44


Denizde yola çıkınca ekip kaptana “Şimdi nereye gidiyoruz?” diye sorar. Kaptan enlem boylam koordinat veremez, bir koy, bük ismi söyleyecektir; bir burun ismi verecek ve “O koy,şu burnun ardında” diyecektir. Yolculuktan dönerken, “A koyu B koyundan daha güzeldi” ya da “C koyunda kalamadık çok kalabalıktı, gelecek yıl mutlaka gidelim” sohbeti yapılacaktır.


Uzak yol denizcisiyseniz, İzmir’den İskenderun’a ya da Singapur’a gidiyorsunuzdur. Bir koy içindeki büklerin isimlerini bilmeniz hiç gerekmeyebilir. Ama özellikle kısa mesafeli bol duraklı / molalı gezilerde, minicik koyların bile coğrafi isimleri amatör denizciler için çok, ama çok önemlidir.


Deniz haritalarında ise, mavi gezi klasik gezi kıyılarımızda yer alan girinti-kovuk sayılabilecek pek çok küçük koyun; hatta bazen körfezlerdeki önemli koylarının bile isimleri bulunmaz.

70-80’lerdeki mavi yolcuların en önemli günlük eğlencelerinden biri, isimsiz koylara bir isim yakıştırmak olurmuş.


Bunu, yelkeni ilk öğrendiğim 90’lı yıllarda ben de Fethiye Körfezi’nde kendimce yapar, eğlenirdim. Oysa bu koyların, adaların, burunların her birinin yüzyıllardır yerleşik isimleri var.

Çağdaş bilgi teknolojilerinde buna veri madenciliği deniyor. Artık, yazılı kaynaklar yanı sıra onlarca yüzlerce dijital kaynağı tarıyor ve %99.9 bir sonuç elde edebiliyorsunuz. Temel mola noktalarımızın isimlendirmeleri açısından bu konuda referans alınabilecek sağlam bir kaynağımız var; Sadun Boro’nun Vira Demir isimli bu eseri benim için de temel kaynak oldu. Koyların tarihi ya da yerel kültüre ait farklı isimlendirmelerini de ek olarak aktardım.


Bununla birlikte, bu kitapta yer alan bazı küçük koylar ve bazı mola noktaları, o günün koşullarında taşıdıkları ikincil değerleri çerçevesinde Sadun Boro tarafından kayda geçirilmemiştir. Bu noktalara ilişkin isimlendirmeler için öncelikle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kaynaklı 1/25.000’lik kadastral haritalardan yararlandım. Yine de ulaşamadığım bazı küçük koyları deneyimli kaptanların ya da yöre insanlarının, balıkçıların kullandığı yerel isimleriyle andım.


Örneğin, haritalarımızda “Akvaryum Koyu” diye bir ifadeye hiç rastlanmaz, ama her körfezde yerel kaptanların ‘akvaryum’ diye andığı 2-3 koy-girinti ya da rüzgâraltı köşe vardır. Ve bu duraklar, kuşkusuz o körfezin en güzel yüzme molası noktalarıdır.


Pek çok bölgenin, yerleşim merkezinin; bazı burunlar, adalar gibi seyir nirengi noktalarının yeni isimleri yanında tarihi isimlerini de aktarmaya çalıştım. Bu tarihi isimler hem bölge tarihine ilişkin ipuçları taşır, hem de pek çok kez denizin özelliklerini aktaran bir kültür mirası niteliği taşır.


Bu açıdan eski-yeni tarihçilerin, coğrafyacıların, arkeologların ve özellikle de Ahmet Rasim Barkınay’ın Ege ve Akdeniz ile ilgili eserlerinden yararlandım. Buna karşılık idari isimlerde yerel kullanımı esas aldım (artık, büyük şehirlere bağlanan beldelere, köylere mahalle deniyor).


Mavi gezi kıyılarımızdaki ve yakın çevresindeki tarihi mirasımız konusunda pek çok kaynağa başvurdum. Ören, Akyaka, Sedir Adası-Kedrai, Datça-Knidos, Bozukkale-Loryma, Dalyan-Kaunos, Ölüdeniz-Gemiler Adası ve Kekova-Simena bir yana bırakılacak olursa, mavi kıyılarımızdaki pek çok tarihi kalıntının sadece yüzey araştırmaları yapılmış; ayrıntılı arkeolojik çalışmalar, kazılar yapılmamıştır.


Bu noktalarda, mümkün olduğunca Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın artık dijital ortama geçirdiği kazı ve yüzey araştırmaları faaliyetleri yıllık raporlarını kullandım.

Bunun yanı sıra, tarihi isimlerin, ücra noktaların, çok küçük yerleşimlerin tanımlanmasında mavi kıyılarımız hakkında da ayrıntılı bilgiler sunan Prof. Dr. Bilge Umar’ın Türkiye’dekiTarihi Adlar sözlüğü ufuk açıcı bir başvuru kaynağı oldu.


“Komşu” sularda, yani 12 Adalar bölümünde ise, koy isimlendirmeleri konusunda en önemli referansım Türkiye ve Yunanistan kıyılarında amatör denizcilere çok önemli bir bilgi hazinesi yaratan Rod Heikell oldu. Bazı bölgelerde Cruiserwiki yazarlarının kayıtlarını da kullandım.

Ancak, 12 Adalar bölümünde kayda geçirdiğim koyların tümünü, Patmos, Kalimnos, Kos ve Rodos Mülki İdareleri ve 12 Adalar’da bulunan 26 Yerel Yönetim’in resmi haritalarından kontrol ederek kitaba eklemeye çalıştım. Aynı koy için farklı kaynaklarda farklı isimler kullanılıyorsa, alternatif isimlendirmelere de yer verdim.


5000 YILLIK BİR KÜLTÜR VE TARİH

1950’lerde Halikarnas Balıkçısı ile başlayan mavi yolculuk kültürü, bir tatil ya da doğa gezisinin ötesinde Ege ve Akdeniz’in tarih ve kültür sırlarını açığa çıkarma macerasıydı. O günlerde yol bile olmayan antik ören yerlerinin pek çoğuna şimdi araba ile konforlu karayolu seyahatleri yapılabilir. Ancak, mavi gezi kıyılarımızda tarihi mirası denizden keşfetmek hâlâ cazibesini koruyor. Örnek…


- Göcek Bedri Rahmi Koyu’nda ya da Kaş’ta Limanağzı (Bayındır) Koyu’nda kayalıklardaki Lykia (Likya) kaya mezarlarının altında demirlediğinizde;

- Knidos’ta amfiteatra karşı uyuduğunuzda; Gökova’yı gezip Sedir Adası limanına demir attığınızda;

- Rodos Boğazı’nın ürpertici rüzgârı ve dalgaları arasından Bozukkale’nin (Loryma) güven veren sularına girdiğinizde;

- Gemiler Adası’nın ya da Kekova’nın da batık şehirlerini dolaşıp, denizin ortasındaki koca bir lahitin az ötesine demirlediğinizde kendinizi farklı bir dünyada hissedersiniz.


Elektronik oyuncaklara, akıllı telefon ve tabletlere inat... İnsan böyle anlarda, mavi gezilerde başka bir boyuta geçiyor. İster istemez bu kıyılarda yüzyıllarca önce yaşananları-yaşayanları; limanları, kıyı kentlerini, tapınakları inşa edenleri düşünmeye başlıyor, bir hayal dünyasına savruluyor.


Yüzyıllar boyunca mavi yolculuk kıyılarımızda coğrafya da değişmiş; iktidarlar ve insanlar da... Göç eden, sefere çıkan kavimler, çoklukla barış içinde, bazen de yıkıp yakarak birbirleriyle kaynaşmışlar. Uygarlıklar her kentte kendi kültür

izlerini bırakmışlar. Mavi gezilerimizde bu izleri takip etmek, şifreleri çözmeye çalışmak eskiden olduğu gibi bugün de keyifli...


Belki bugünün mavi gezginleri eski kuşaklar kadar arkeoloji ve tarihe meraklı değiller. Ama en ilgisiz görünen mavi yolcunun bile tatilinde bu uygarlık izleriyle karşılaşınca aklını kurcalayan sorular da ortaya çıkıyor.


Çünkü şöyle bir coğrafyadan söz ediyoruz:

- Eski Çağ’ın yedi harikasından üçü (Halicarnassos Mausoleum Anıtı, Rodos Liman Heykeli ve Ephesos Artemisia Tapınağı) bu kıyılarda inşa edilmiş.

- Dördüncü harika olan İskenderiye Fener Kulesi’ni de, bu topraklarda doğmuş yetişmiş bir mimar, Knidoslu Sostratus inşa etmiş.

- O yüzyıllarda bu kıyılar, tıptan astronomiye, tuzlu balık, zeytinyağı ve şarap gibi gıda teknolojilerinden güzel sanatlara, inşaat mühendisliğinden mimariye tüm dünyanın bilim önderlerini yetiştirmiş.

- Halicarnassus’tan Phaselis’e mavi kıyılarımızda antik çağlardan kalma 2-20 bin kişi kapasiteli 70’e yakın amfiteatr var.


Bugün Muğla ve Antalya illerimizde 30 çağdaş tiyatro var mıdır, kuşkuluyum.

Mavi gezgin, bu tarihi mirasla her karşılaştığında, “yüzyıllar içinde nereden nereye gelmişiz” diye kendi kendine sormakta haksız mı?..